Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 05, 2010, 02:06:07 ÖS
Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt
Duyurular: esselamu aleykum!uzun zaman oldu ki sizleri özlemeyeyim...bir ınkıta yaşadık elbet.lakin vefasız olmadık hiç bir zaman:)muhabbet ve dua ile...hoş geldiniz yeniden....

+  Erdemliler Meclisi
|-+  İSLAM VE AİLE
| |-+  İslam'da Evlilik
| | |-+  Akraba Evliliği
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Yazdır
Gönderen Konu: Akraba Evliliği  (Okunma Sayısı 503 defa)
Eshabil
Global Moderator
Vip Üye
*****
Mesaj Sayısı: 673


Kusura bakma İstanbul..


Üyelik Bilgileri WWW
« : Nisan 03, 2008, 01:58:26 ÖÖ »

Selamun aleykum, merhaba arkadaşlar..
İslamda evlilik bölümümüzde verdiğimiz ve vereceğimiz bilgiler, diğer bölümler ve bu bölümlerde verdiğimiz-vereceğimiz bilgiler kadar önemli ve gereklidir. Takdir edersiniz ki evlilik önemli bir müessedir.. Bu müessesenin doğru ve güzel olanı ALLAH katında makbul olanıdır. Bizler her işimizde olduğu gibi evliliğimizde de ALLAH ve Rasulüne göre hareket etmek durumundayız.. Bir husus varki bu hususu günümüz İslam düşmanları kendilerine pek bir malzeme etme çabası içindeler. Görüyoruz ki gayretlerinden dönecekleri yok ve bizlerin üzerine düşen, onların bu gayretlerini evel ALLAH'ın izniyle Efendimizin sünneti ve hadisleri doğrultusunda bertaraf etmektir.

Dinimizde akraba evliliğinin durum, şart ve halleri vardır. İşte bu durum,hal ve şartlar Kur'an ve hadisler doğrultusunda şöyledir..

Örneğin;

Annem beni bir kuzenimle evlendirmek istiyor ve bunda da çok israr ediyor. Doğrusu kuzenim beğenilmez birisi de değil. Ama ben bunun kötü sonuçlarından endişe ediyorum. Şer`î bir sakıncası var mıdır? gibi sorularla da pek sık karşılaşıyoruz. İşte açıklamalı ve doyurucu olduğuna inandığım bir makale.. Buyurun. Kur'an ve Sünnet ışığında..

Müslümanların inancına göre normalı, ya da anormalı, yahut mübahla, yani serbest olanla haramı, yani olmayın belirleyen Allah`tır.

O Kur`ân-ı Kerîm`de kimlerle evlenilmeyeceğini açıklamış ve "Bunun dışında kalanlarla evlenmemiz helâldir" (Nisâ 4/24) buyurmuştur. Kuzenler yani hala-teyze, amca-dayı çocukları evlenmeleri haram olanlardan sayılmamıştır. Öyleyse onlarla da evlenilebilir. Allah Rasûlü Efendimiz, kızı Fatma annemizi de kendi amcasının oğlu Ali Efendimizle evlendirilmiş ve durumu fiilen açıklığa kavuşturmustur. Ancak yabancı ile evlenmenin bir takım sosyal faydaları olduğu gibi, yakın akrâba ile evlenmenin bazen mahzurları da olabilir. Mesela kan benzerliğinden doğan uyuşmazlığın, yakın akraba arasından daha çok olduğu söylenir. Ancak bu konuda günümüzün tarafsız olmayan tıbbına pek güvenmemek gerekir. Çünkü, sakat doğumlar konusunda süt kardeşliği daha etkili olduğu halde, onlar bundan söz etmiyorlar. Ya, "Dersleri henüz oraya kadar gelmedi" ya da onu Islâm yasakladığı için onlar yasak olmamasını istiyorlar. Şu halde kuzenlerin evlenmesini de Islâm serbest saydığı için mahzurlu göstermek istiyor olabilirler. Ne var ki, evliliğin devamında ve çocukların sağlam ve gürbüz oluşunda karı-kocanın birbirini içten sevmesinin ve birbirlerine karşı çok canlı ve kuvvetli cinsel arzu duymalarının çok büyük etkisi vardır. Ilişki ne kadar içten ve her iki tarafı tatmin edici olursa, çocuk da o kadar gürbüz, düzgün ve zeki olur. Bundan olacak ki, Allah Rasûlü Efendimiz (s.a.s.) erkeklere, ilişkide aceleci olmamalarını ve karılarını da tatmine ulaştırmalarını şiddetle tavsiye eder.

İşte bazen olabilir ki, kuzenler bir çatı altında yetişmişliğin verdiği duyguyla birbirlerini çok yâkın hissederler ve birbirlerine karşı gerekli cinsel uyarılmayı yaşamazlar. Bu gün eğer sakat doğumlar yakın evliliklerde daha çok gözüküyorsa, bence bunun önemli sebebi budur. Ikinci önemli bir sebep de, genellikle yakın akraba arasında emzirme olaylarının çokça olması ve önem verilmediğinden ya da unutulduğunda, bunun hesaba katılmayıp, süt kardeşlerinin birbirleriyle evlendirilmesidir. Sözünü ettiğiniz hadîs, Gazâlî`nin Ihyâ`sındâ da vardır. (Benzer hadisler ve Hz. Ömer`in sözü için bk. el-Hubeysî, el-Berâke 165 vd.; Yakın anlamda bir hadîs için bk. Suyûtî, el-Câmi`us-sağîr (Feyzu`I-Kadîr ile birlikte) VI/351. Burada hadîsin zayıf olduğuna işaret ediliyor. Aynı hadis Kenzu`I-ummâl`da Suyûtî`nin de kaynağı olan Hâtîp Bagdâdî`nin Tarih`inden alınarak verilir. XVI/H. 44564. Sevkanî, el-Fevâid`de yine benzer anlamda bir hadîs verir ve senedinde Hâkim`in yalanci saydığı Sehl vardır, der s.131.) Ama Irâkî güvenilir bir aslının bulunmadığını, bunun hadîs değil de, Ömer Efendimizin Sâib Ogullarına söyledigi bir sözün bir parçası olarak bilindığını söyler. (GazaIî N/42) Nitekim bu hadîs, meşhur dokuz hadîs kitabın hiç birisinde yoktur. Gerçi Ömer Efendimizin sözü olmasının da bir anlamı ve gerçek payı vardır.

Ama birbirini seven iki kuzenin evlenmelerinde hiçbir sakınca yoktur. Yeter ki, birbirlerini görmüş ve sevmiş olsunlar. Birbirlerini görerek sevenler, mizaçları uyumlu olduğu için sevmişler demektir. Mizaçları uyumlu olanlar arasında, birbirlerini gördüklerinde sevgi alışverişi ve akımı olacağından" Allah Rasûlü Efendimiz buna çok önem vermiş ve evleneceklerin birbirlerini, şehvetle baksalar dahi, görmelerini emretmiştir. Siz de seviyorsanız evlenmenizde mahzur yoktur.

İslam Fıkhı Ansiklopedisi
Logged

Testinin sûreti ile ne vakte dek oynayıp duracaksın? Testinin nakşından geç, ırmağa, suya yürü.
Eshabil
Global Moderator
Vip Üye
*****
Mesaj Sayısı: 673


Kusura bakma İstanbul..


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #1 : Nisan 03, 2008, 03:36:22 ÖÖ »

Hususa dair F. Gülen Hoca Efendinin sohbetini de sizlerle paylaşmak istedim. Konuyu, hususu daha bir anlamak-idrak etmek için ki inşallahutela faydalı olacaktır. Selam ve dua ile..

Akraba Evlilikleri Zararlı Olduğu Halde, Dinimiz Bundan Sakındırmamış, Hatta Teşvik Babından Hz. Ali İle Hz. Fatma (ra) İzdivaç Etmişler

Evvelâ, akraba evlilikleriyle ortaya çıkması muhtemel hastalıklara bir göz atalım:

"İrsi hastalıklar": Ana babadan çocuğa"irsi olarak"geçen hastalıklara verilen addır. İrsî hastalıklara, yakın akraba olan (ana-babanın) çocuklarında, diğer çocuklara oranla daha çok rastlanır. Akrabalar arasında yapılan evliliklerden doğan çocuklarda, ortak atadan aktarılan ve irsî hastalığın taşıyıcısı olan genlerden iki tane bulunması ihtimali büyüktür.

Az rastlanan irsî hastalıklardan birisi akşınlık (Albinizm)dir. Akşınların gözlerinde ve saçlarında boya maddesi (Pigment) yoktur. Bu hastalık sadece görünüşü bozmakla kalmaz, yarı körlüğe de yol açar.

Veraseti , DNA adı verilen ve gen adlı birimlerde toplanmış olan bir madde gerçekleştirir. Genler organizmanın gelişmesini düzenleyen bilgiyi taşırlar.

Bazı hastalıklar irsîdir ve bu hastalıklara bir enzim yetersizliği yol açar. Vücutta meydana gelen bütün "biyokimyevi" hadiseler, enzimlerin kontrolü altında gerçekleşir. Bütün "birleşimler" ve "çözülmeler" belli bir sıra izlerler. Yani bir madde doğrudan doğruya son ürüne dönüşmez, daha önce çeşitli bileşik dizilerinden geçer. İstenilen son ürünü meydana getirmek için bu dizilerdeki bileşiklerin her birine yeni maddeler eklenir ya da çıkarılır.

Zekâ geriliğine yol açtığı sanılan Mongolizm, Fenilketonüri gibi 28 kadar irsî hastalık bilinmektedir. Bunlarda yetersiz enzim tespit edilmiştir.

Orak hücreli anemi, Talessemi gibi bazı kan hastalıkları, ayrıca sistinüri, ve galaktosemi de irsî hastalıklardır. Saniyen İslâm, akraba evliliklerini teşvik etmemiş, belli bir çerçevenin dışındakilerin evlenmelerini tecviz etmiştir. Salisen, İslam'ın yasaklar çerçevesi içine aldığı akrabalar da küçümsenmeyecek kadar bir yekûn teşkil etmektedir. Mamafih, aslında zararlı olan akraba evliliği değil anne-babada mekni bulunup evlenince, katlanıp çocukta ortaya çıkan hastalıklardır. Bir aile, bir sülale, bir oymak ve bir kabilede bu hastalıklardan biri varsa, aynı oymak içinde aynı hastalığı taşıyan iki kişi izdivaçla bir araya gelince, hastalık ortaya çıkıyor. Yani çocuk annesinde ve babasında meknî bulunan bu hastalığı tevarüs edinmiş oluyor.

Şimdi, eğer, böyle bir hastalık taşıyan aile; kabile içinde değil de dıştan olsa, hatta evlenenlerin biri Çin'den biri de Maçin'den gelse hastalık olmayacak mı? Aksine, kimden ve nereden olursa olsun, çocuğun kaderi olarak ortaya çıkan, anne-baba hastalığı akrabadan olmuş, uzaktan olmuş fark etmez. Binaenaleyh, asıl mahzurlu olan, iki hastanın bir araya gelmesi, çocukta, kâmil mânâda ortaya çıkan bu tür hastalıkla hasta olanların evlenmesidir.

Bu tür hastaların evlenmesiyle çocuklarda bir kısım ârızalar oluyorsa, hekimler bunu araştırmalı; şayet böyle bir hastalık varsa, bunların evlenmeleri tecviz edilmemelidir. Böyle, aynı kabile aynı oymak içinde, izdivaçla ortaya çıkan hastalıklarda hassasiyet gösterildiği gibi, dünyanın tâ öbür ucundan alıp evlendireceğimiz kimseler hakkında da titiz davranılmalıdır. Zira aynı hastalık onlarda da olabilir, dolayısıyla aynı vahim netice, onlar için de bahis mevzuudur. Binâenaleyh böyle bir meselede belli çerçevenin dışında akraba evliliklerine cephe almak bir haksızlıktır ve ilim adına faraziyecilerin işine de çok yaramayacaktır...

Şayan-ı teessüftür, bir kısım dindar ilim adamları da meseleyi faraziyecilerin aceleciliği içinde ele alarak, tıbbî hükme menat teşkil eden hususu tamamen kulak ardı edip, "zaten Kur'ân'da bütün bütün akraba evliliklerini yasak etmiştir" diyerek Kur'an' la tenakuza düşmektedirler. Bir kere Kur'ân-ı Kerim: "Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini, Âllah in sana ganimet olarak verdiği (savaş esirlerinden) elinin altında bulunan (câriyeleri) , amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariyeleri) hakkında müminlere ne farz ettiğimizi bildik (onların bu hususta ne yapması lâzım geldiğini açıkladık) ki,sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. " (Ahzab/50)

Pratikte de, ne peygamberimiz ne de Ashap efendilerimiz, muharremât ayetiyle çerçevesi belirlenenlerin dışındakilerle evlenmede beis görmemiş ve bu mübahı kullanmışlardı. Efendimiz, (sav) halasının kızı Zeyneb binti Cahş'la; Hz. Ali amca torunu Hz. Fatıma'yla ve daha yüzlercesi yüzlercesiyle evlenmişti... Hem sıhhatli bir oymak içinde niçin kız alınıp verilmesin ki? Hatta, o oymak ve o sülâlenin sıhhat, ruh, karakter ve fiziki yapısının korunması için bunda fayda bile olabilir. Meselâ, Dâğıstan halkının umumiyet itibariyle bu mevzudaki hassasiyetleri sayesinde, sağlam nesiller olarak bugünlere kadar gelip ulaştıkları söylenmektedir. Denilebilir ki, bunlar daha sıhhatli, daha zinde, Allah'ın bir lütfu, ihsanı, takdiri olarak daha uzun ömürlü olabilmişler.

Şanlı Osmanlı devletinde de bu mübah kullanılıyordu ama, endişe edilen rahatsızlıkların pek çoğu yoktu. Hatta, bizzat Âl-î Osman Hânedanı bu mübaha karşı açıktı ve bizim korkulu rüyalarımız sayılan hastalıklardan hiçbiri de bilinmiyordu. Hem bir insan kendi soyunun, sopunun, sıhhatini; güçlü, kuvvetli ve zinde olmasını düşünüyorsa, tabii ki, en sıhhatli ailelerden kız alacaktır. Kendi kabilesi en sıhhatli ise neden ondan almasın ki...?

Hasılı, çiftlerin bir araya gelmesinde mahzur teşkil eden şey uzak ve yakın olmaktan daha ziyade; eşlerin bir araya geldiklerinde, çocuğun acı kaderi olabilecek hastalıklardır. Ve zannımca üzerinde durulması gerekli olan da budur. Yoksa, insanlara faideli olan şeylerin en küçüğünü dahi ihmal etmeyip gösteren ve bir yudum içki gibi, zararın en küçüğünün üzerinde hassasiyetle durup onları sakındıran Kur'ân-ı Kerim, çok önemli şeyleri önemsememiş; çok önemsiz şeyler üzerinde de fazlaca durmuş sayılırdı ki, bu da onun herkesçe kabul edilen "muvazene kitabı" olma ruhuna aykırı demektir.

Kur'ân-ı Kerim: "Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, karılarınızın anaları, birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız - eğer onlarla henüz birleşmemişseniz, (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur - kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız. Ancak geçmişte olanlar hâriç. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir" (Nisa-23) ayetiyle haram olanların çerçevesini belirledikten sonra, yukarıda temas edip geçtiğimiz Ahzab sûresinin 50. ayetiyle de şöyle buyurarak:

"Ey peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği (savaş esirlerinden) elinin altında bulunan (cariyeleri), amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan (cariyeleri) hakkında müminlere ne farz ettiğimizi bildik (onların bu hususta ne yapması lâzım geldiğini açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir." (Ahzab/50) herhangi bir iltibasa meydan vermeyecek şekilde, neyin yasak olup, neyin olmadığını apaçık göstermektedir.

Bununla beraber, evlenmeyi, sağlık prensiplerine riayet ölçüsü içinde mubah kılmak başka, izdivaca zorlamak başkadır. Belli bir çerçevenin dışındakilerin evlenmelerine yollar açık ve herhangi bir mâni yoktur. Ama, aynı zamanda, evleneceklerin sağlık açısından bir araya gelip gelemeyeceklerinin tetkik ve araştırılması neticesinde, şayet, bir mahzur bahis mevzuu ise böyle bir izdivacın engellenmesinde de sakınca yoktur. Hatta, engellemek, yararlı ve insanidir.

Her şeyin en iyisini Allah bilir.
Logged

Testinin sûreti ile ne vakte dek oynayıp duracaksın? Testinin nakşından geç, ırmağa, suya yürü.
Sayfa: [1] Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!