Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 06, 2010, 10:37:33 ÖÖ
Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt
Duyurular: esselamu aleykum!uzun zaman oldu ki sizleri özlemeyeyim...bir ınkıta yaşadık elbet.lakin vefasız olmadık hiç bir zaman:)muhabbet ve dua ile...hoş geldiniz yeniden....

+  Erdemliler Meclisi
|-+  İSLAM
| |-+  Sahabeler
| | |-+  Hz. Tâlhâ’nın Bahçesi ‘Asr-ı Saadetten bir Öykü’
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Yazdır
Gönderen Konu: Hz. Tâlhâ’nın Bahçesi ‘Asr-ı Saadetten bir Öykü’  (Okunma Sayısı 222 defa)
Sema
Uzman Üye
****
Mesaj Sayısı: 415



Üyelik Bilgileri WWW
« : Ekim 18, 2008, 11:57:51 ÖÖ »

Hz. Tâlhâ’nın Bahçesi ‘Asr-ı Saadetten bir Öykü’

Sahabeler toplanmışlar derin bir huzur ve mutluluk içinde Allah’ın Resûlünü dinliyorlardı.

Fahr-i Kâinat Efendimiz ise, Âl-i İmran Sûresi’nden şu âyet-i kerimeyi okuyordu.

“Muhtaçlara ve fakirlere yardım ederken malınızın kötüsünü değil de iyisini vermedikçe,  olgun bir imana kavuşamazsınız.

 İmanda en yüksek mertebeye çıkmak istiyorsanız, yoksullara malınızın en hoşuna gidenini bağışlayınız.”

(Âl-i İmran, 92)

Âyet-i kerimeyi büyük bir dikkat ve hassasiyetle dinleyenlerin içinde

Ebû Tâlhâ’nın Medine’de Peygamberimizin mescidine yakın bir yerde,

içinde altı yüz hurma ağacı bulunan pek kıymetli bir bahçesi vardı. Sık sık dâvet ettiği

Resûlûllah’a burada ikramda bulunurdu.

Bu zât derin bir çoşku içinde âyet-i kerimeyi dinledikten sonra ayağa kalkarak şöyle dedi:

“Yâ Resûlûllah benim servetim içinde en kıymetli ve bana en sevgili olan, şehrin içindeki sizin de bildiğiniz bahçemdir.

Bu andan itibaren Allah rızası için onu, Allah’ın Resûlüne bırakıyorum. İstediğiniz gibi tasarruf eder,
dilediğiniz fakire verebilirsiniz.”

Bu sözleri söyledikten sonra Ebû Tâlhâ, sevinçli ve neşeli bir hâlle kararını uygulamak için

 Mescid’den çıkarak bahçeye doğru gitti.

Ebû Tâlhâ’nın hanımı Rumeysâ, bahçedeki bir hurma ağacının gölgeliğinde oturmuştu.

Tâlhâ, bahçe duvarına kadar geldi ama içeriye girmedi.

Onun geldiğini gören hanımı Rumeysâ:

“Ebû Tâlhâ, duvarın dışında ne bekliyorsun? İçeri gelsene” dedi.

Ebû Tâlhâ: “Ben içeri giremem, Rumeysâ, sen de eşyânı toplayıp dışarı çıkar mısın?”

Rumeysâ biraz şaşırdı:

“Neden, bu bahçe bizim değil mi?”

Ebû Tâlhâ:

“Hayır, artık bu bahçe bizim değil, şu andan itibaren Medine fukârasınındır” dedi.

Sonra da, Hz. Peygamber’den dinlediği âyet-i kerimeyi ve verdiği kararını hanımına anlattı.

Rumeysâ hanım bu sözler karşısında, hiç tereddüt etmeden şunu sordu:

“İkimiz nâmına mı, yoksa sadece kendi şahsın için mi bağışladın?”

“İkimiz namına bağışladım” cevabını alınca da:

“Allah senden razı olsun Ebû Tâlhâ.

Etrafımızdaki fakirleri gördükçe, ben de aynı şeyi düşünürdüm de sana söylemeye bir tülü cesaret edemezdim;

Allah bu hayrımızı kabûl buyursun, bekle öyleyse bahçeden çıkıp ben de yanına geliyorum!”

Buhâri, Müslim, Tirmizî
Logged

Herkes aynı dili konuşur ama aynı duyguları paylaşamaz.
Sayfa: [1] Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!