Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 06, 2010, 09:44:41 ÖÖ
Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt
Duyurular: esselamu aleykum!uzun zaman oldu ki sizleri özlemeyeyim...bir ınkıta yaşadık elbet.lakin vefasız olmadık hiç bir zaman:)muhabbet ve dua ile...hoş geldiniz yeniden....

+  Erdemliler Meclisi
|-+  İSLAM
| |-+  Genel İslami Konular
| | |-+  Nasihat İstersen Ölüm Yeter
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Yazdır
Gönderen Konu: Nasihat İstersen Ölüm Yeter  (Okunma Sayısı 250 defa)
Eshabil
Global Moderator
Vip Üye
*****
Mesaj Sayısı: 673


Kusura bakma İstanbul..


Üyelik Bilgileri WWW
« : Kasım 09, 2008, 05:04:39 ÖS »

Ölüm o kadar kat'i ve zahirdir ki; bu günün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek.

Bu hapishane nasılki mütemadiyen çıkanlar ve girenler için muvakkat bir misafirhanedir. Öyle de: Bu zemin yüzü dahi, acele hareket eden kafilelerin yollarında bir gecelik konmak ve göçmek için bir handır. Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var.


Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor; elbette bu ecel celladının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve herşeyin fevkinde bir endişesi, bir mes'elesidir.


Ölüm ya i'dam-ı ebedidir;hem o insanı, hem bütün ahbabını ve akaribini asacak bir darağacıdır. Veyahut başka bir bâki aleme gitmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis teskeresidir. Ve kabir ise, ya karanlıklı bir habs-i münferid ve dipsiz bir kuyudur veyahut bu zindan-ı dünyadan bâki ve nurani bir ziyafetgâh ve bağistana açılan bir kapıdır.

Asa-yı Musa - 13


"Eğer ölümü öldürüp, zevâli dünyadan izâle etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle; dinleyelim. Yoksa sus! Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur'ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur."

Sözler - 37


Ey bîçâreler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, "Eyvah! Malımız harap olup, sa'yimiz heba oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip; dar bir toprağa girdik." demeyiniz.. feryad edip me'yus olmayınız... Çünki: Sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükâfatını verecek; ve her hayır elinde; ve her hayrı yapabilecek bir Zât-ı Zülcelâl sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki, hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti, ücret almağa gidiyorsunuz.

Asa-yı Musa - 202


Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun? Ve nereye sevk olunuyorsun? Otuzikinci Söz'ün âhirinde denildiği gibi: Dünyanın bin sene mes'ûdane hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmiyen Cennet hayatının; ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rü'yet-i cemâline mukabil gelmeyen bir Cemîl-i Zülcelâl'in daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun. Mübtelâ ve meftun ve müştak olduğunuz mecâzi mahbublarda ve bütün mevcudat-ı dünyeviyedeki hüsün ve cemâl, O'nun cilve-i cemâlinin ve hüsn-ü esmasının bir nevi' gölgesi.. ve bütün Cennet, bütün letâifiyle, bir cilve-i rahmeti.. ve bütün iştiyaklar ve muhabbetler ve incizaplar ve câzibeler, bir lem'a-i muhabbeti olan bir Ma'bud-u Lemyezel'in, bir Mahbub-u Lâyezâl'in dâire-i huzuruna gidiyorsunuz. Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennet'e çağrılıyorsunuz. Öyle ise, kabir kapısına ağlıyarak değil, gülerek giriniz. Hem şu kelime şöyle müjde veriyor, diyor ki:


Ey insan! Fenâya, ademe, hiçliğe, zulümata, nisyana, çürümeye, dağılmaya ve kesrette boğulmaya gittiğinizi tevehhüm edip düşünmeyiniz! Siz fenâya değil, bekaya gidiyorsunuz. Ademe değil, vücud-u dâimîye sevk olunuyorsunuz. Zulümata değil, âlem-i nûra giriyorsunuz. Sahib ve Mâlik-i Hakikî'nin tarafına gidiyorsunuz... Ve Sultan-ı Ezelî'nin payitahtına dönüyorsunuz. Kesrette boğulmaya değil, vahdet dairesinde teneffüs edeceksiniz. Firaka değil, visale müteveccihsiniz!..
Logged

Testinin sûreti ile ne vakte dek oynayıp duracaksın? Testinin nakşından geç, ırmağa, suya yürü.
serap
Vip Üye
*****
Mesaj Sayısı: 661



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Aralık 13, 2008, 02:48:13 ÖS »


Paylasim icin Allah razi olsun Eshabil kardes... Konuya binaen ben de birkac cümle ilave etmek istiyorum:


-Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur.

-Yârân istersen Kur'an yeter. Evet ondaki enbiya ve melaike ile hayalen görüşür ve vukuatlarını seyredip ünsiyet eder.

-Mal istersen kanaat yeter. Evet kanaat eden, iktisad eder; iktisad eden, bereket bulur.

-Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belayı bulur zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider.

-Nasihat istersen ölüm yeter. Evet ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve âhiretine ciddî çalışır.

(ALINTI)
Logged

Allah'ım Sen beni bana bırakma...
Ben açmışım gönlümün kapılarını Sana...
Tek Senin ve güllerin Efendisinin sevgisini ver bana...
Bulamadım gayrı bu dünyada bir damlacık vefa...
Sayfa: [1] Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!